Yaz tatilim -1 Olympos

Hafif bir müzik, yarını düşünmeden geçirilen günler, hafif bir iyot kokusu, sallanan dallar ve güneşin vücudumda bıraktığı belli belirsiz sıcaklıklar ve izler…
Belki tatili sadece yukarıdaki cümleyle açıklayabilirim ama kurtlu olunca sayfalarca
yazmadan insan rahat edemiyor. Tatilimin durakları çok fazla değildi ama alışılmışın dışında noktalara gidince insan aşkı oralarda da bulabiliyor.

İlk durağım aile ziyareti için Mersin oldu. Daha önce gezmiş olsamda aklımda kalan en önemli noktaları Tantuni, Şalgam Suyu, Cezerye ve tabii ki güzel kokulu limon, portakal vs. yiyecekler oldu. Geçirilen 5 gün sonrasında atlayıp otobüse Antalya yolunu tuttum. Mersin – Antalya arası otobüs yolculuğu ortalama 8 – 10 saat arası sürüyor. Ancak eğer yanlış ve kaliteli hizmet olgusunu sadece reklamlarında kullanan Metro Turizm gibi rezil bir şirketi tercih ederseniz o zaman yolculuğunuz 14 saate çıkabiliyor. Tüm bir gece boyunca balatası bitmeye yüz tutmuş bir otobüste “ha freni tuttu ha tutmadı” diye düşünerek uyuyamamak, uyumayı istesen bile o garç gırç sesleri arasında bunun mümkün olamaması, çalışan personelin bu problemi belirttiğinizde “balataların arasına toz kaçtı” şeklinde komik cevaplar vermesi,
bu kadar rahatsız bir yolculuk üzerine Manavgat’ta Lastiğin patlaması, patlayan lastiğin değiştirilmesi için tüm yolcuların 2.5 saat bekletilmesi gibi abuk durumlar yaşatabiliyorlar. Sonrasında da bu süre sonunda sorgusuz sualsiz sizi başka arabaya aktaracağız diyerek patlak bir lastiğin üstüne fırlatarak eşyalarınızı ve çantanıza zarar verebiliyorlar. Bu geçişin neden bu kadar süre sonra olduğunu sorduğunuzda da size “Şimdi mi soruyorsunuz bunu! Daha önce söyleseydiniz ya” gibi beyin yoksunu cevaplar verebiliyorlar. Hepsinin ötesinde otobüs personelinin lastiği değiştirememesine mi şaşmalı, kriko vs. teçhizatlarının tamamen eksik ve bozuk olmasına mı acımalı yoksa
adamların bunun üzerine sizi azarlamasına mı karar veremedim. Sonuç olarak 14 saatlik berbat ve laf yediğimiz bir seyahat sonrasında Antalya otogarına vardık.

Arkasından bir araçla geçtiğimiz ve tatilin ilk durağı Olympos’a geldik. Gelirken yolda gördüğüm olympos’un merkezinde de böyle olmadığını umarak daimi konaklama mekanımız Olympos Moonlight Pansiyona ulaştık. Her zamanki gibi bizi güleryüzle karşılayan Nedim bey ve personeli tarafından odamıza yerleştikten ve biraz dinlendikten sonra şöyle bir tur atıp çevredeki değişikliğe bakalım dedik. Keşke demez olaydık. Mekanlar bozulmuş, genç
çoğunluk olan olympos gitmiş yerine ailelerin geldiği (çoluklu çocuklu) bir yere dönmüştü. İnanmak istemedik ama gerçek buydu. Akşam yemeği sonrasında bu sefer eğlence mekanlarının durumuna bakma zamanı gelmişti. Olympos’a gidenler bilirler. Oradaki 2-3 mekandan en bilinenleri Orange ve Gölge Bar’dır. Gölge Bar bizim için daha değerlidir her nedense çünkü mekan konseptinden dolayı yabancı çalar, rock, alternatif ağırlıklıdır. Ama bu gidişimizde eller havaya bir ortam, Serdar Ortaç ve Fatih Ürek duymak gerçekten içimizi cızlattı. Ama bu mekanlar dışında sadece Deep Bar adındaki açık mekanda 3 tane başarılı gitaristten dinlediğimiz canlı parçalar ile eski olympos günlerini yad edebildik.

Ertesi gün sahile inip biraz serinlemek ve plajın keyfini sürmek için eşyalarımızı alıp sahile yürümeye başladık. Yürüdükçe daha da üzüldük. Bilmeyenler için anlatayım. Olympos sahiline inerken bir ören yeri girişi vardır ve plaja girdiğiniz yerde tarihi eserler olmasından ötürü (ki bu mantığı hiç anlamamış durumdayım) bir ücret ödemeniz gerekiyor. aşağıya doğru inerken tarihi eserlerin bir kısmını geçtikten sonra uzaktan sahili gördüğünüz noktada size bir tatlı su akan dere eşlik etmeye başlar. son yıllarda gitgide azalmaya başlamış olsa da keyif verir. Ayrıca yol üzerinde bazı noktalarda çevreden gelen minik su akıntılarının üstünden geçmeniz gerekir. Bu sene o eşlik eden su yoktu. Su
inanılmaz durumda azalmış, o üstünden geçtiğiniz sulardan bazıları kurumuş, olanlar da inanılmaz derecede azalmıştı. Bunun sebebini daha sonra mekan sahibimiz Nedim bey’den öğrendim. Geçtiğimiz yıl İstanbul’da olan sel felaketinin ardından Antalya’da da olan sel felaketinde bu su yatağından yüksek miktarda su geçmiş ve önüne katan 22 araç ve daha bir sürü şeyi bu dere yatağından denize kadar sürüklemiş. Bu sebeple yukarıdan gelen toprak, çakıl vs. bir çok şey denizle birleşime yüklenmesinden ötürü de bu su seviyesi inanılmaz derecede düşmüş.

Sahile ulaştığımızda bunların hepsini unutup sadece güneş ve deniz ikilisine katılmak istediğimizde ise başka bir acı tablıyla yüzleştik. Bunları bu kadar detaylı anlatıyorum çünkü her aklıma geldiğinde üzülüyorum. Yine bilmeyenler için anlatıyorum; Olympos sahili ülkemizdeki çok az sahilde olduğu gibi Caretta kablumbağalarına yumurtlamak için ev sahipliği yapıyor.Daha doğrusu yapıyordu. Ancak gün geçtikçe insanımızın bilinçsiz hareketlerinden dolayı onlar da bu sahili  terketmeye başladılar. Normalde jandarma ve sahil güvenlik kuralları gereği bu plajda Şemsiye dikmek,  gece ateş yakmak yada sabahlamak yasak olmasına rağmen şimdi gündüz 20-25 şemsiye dikildiğini, gece ateşler yakıldığını, 1-2 değil 20-30 kişinin sabahladığını görebiliyorsunuz. Bunlar sayesinde de doğal yaşamında içine etmiş oluyoruz. Üstüne üstlük bunlar da yetmezmiş gibi daimi zaafımız olan çöpleri sahillerde bırakma alışkanlığımız burada da had safhaya ulaşmış görünüyor. 4 günlük seyahatimiz süresinde bunları görmek bir Olympos aşığı olan ben ve eşimi çok üzdü.
Ama yine de bu tabiat ve tarih güzelliğini azda olsa yaşamak isterseniz geç olmadan gitmenizi ve görmenizi tavsiye ederim. Gittiğinizde kalmak için temiz ve güzel hizmet alabileceğiniz bir mekan isterseniz Moonlight Pansiyonun Klimalı ve temiz odalarında kalabilirsiniz. Tel: :+90 242 892 13 85 begin_of_the_skype_highlighting              +90 242 892 13 85      end_of_the_skype_highlighting  Gsm.:0 532 516 03 21 (Nedim Bey) http://www.olymposmoonlight.com

Anlatacak çok şey olduğundan yazımı parçalar halinde yayınlamaya karar verdim. Bu sebeple 2 rotamız olan kaş’ı sonraki yazımda anlatacağım…

Aşağıda Olympos’ta sabah saatlerinde yaptığım fotoğraf çekimlerini görebilirsiniz. Daha fazlası için fotoğraflara tıklamanız yeterli

Olmypos (2) Olympos (7) Olmypos (3) Olmypos (6) Olmypos (10)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s