Yaz Tatilim -2 Kaş

Olympos’tan otobüsle yaklaşık 3 saat süren bir yolculukla Kaş sınırlarına ulaştık. Kaş’ın girişinden merkezi izlemek bana çok farklı duygular yüklemişti. Yolda acaba kalacağımız yeri rahat bulabilir miyiz? Acaba orasını sevmezsek problemsiz başka bir mekan bulabilirmiyiz? diye konuşurken Kaş’ın merkezine vardığımız anda bu düşüncelerimizin gayet yersiz
olduğunu anladık.

Çünkü Kaş kesinlikle karışık olmayan, insanı güleryüzlü ve 6.000 kişilik bir yerleşim yeriydi ve her yere ulaşmak çok kolaydı. Ellerimizde bavullarımız ile öncelikle kaldığımız Hotel Habesos’a yerleştik. Odaları yeterli konforda ve merkeze yakın bir konaklama noktasıydı. Önceden yapılan araştırmalar sonrasında yemeklerin hangi noktalarda yenmesi

gerektiği, hangi mekanların daha çok beğenildiğini incelediğimizden ve arkadaşlarımızdan aldığımız tavsiyelerle öncelikle akşam yemeği için Kaş’ın övülen 2 mekanından biri olan Dolphin restaurant’a gittik. Normalde Rezervasyonsuz müşteri kabul edilmeyen mekanlardan biri olan Dolphin’de şansa yer bulabilmenin mutluluğu ile masamıza geçtik.

Şimdi buradaki detayları anlatacağım ama bunu sizin cevaplamanız gerekiyor;

Deniz ayaklarınızın altında, önünüzde deniz mahsüllerinin binbir çeşidi ve buz gibi Yeni Rakı! Sizce bu neyin tasviridir? Bence cennetin değişik bir versiyonudur.
DSC_0113 Dolphin restaurantda muhteşem bir gece geçirmemize yardımcı olan Halit arkadaşımız bizi güleryüzüyle karşıladıktan sonra tüm gece boyunca tüm isteklerimizi yerine getirdi. Mönüsü çok zengin olan Dolphin hem göze hem damağa hitap eden özel mekanlarımızdan biri olmayı başardı. Mönüsünde günlük olarak hazırlanan Ahtapot salatası, Karides güveç ve Kalamar Tava sipariş ettiğimiz mekanda Ana yemek olarak balık yemek istedik ancak o kadar değişik ve hoş balıklar vardı ki karar vermemiz kolay olmadı. Kilo usulü ücretlendirilen balıklardan tercih yapamayınca imdadımıza Halit yetişti ve bize iki ayrı balık siparişi verdi. Bu güzel balıklar Lagos ve Mercan oldu. Ancak bu balıklar bir çok yerde olmasına rağmen Kaş’ta tüm bu balıklar ve deniz ürünleri doğal ortamlarında yetişiyor ve yakalanıyor. Bu sebeple de tazeliği ve lezzeti konusunda hiçbir soru işaretiniz olmuyor. Mezelere başladığımız anda anladık ki gerçekten mekan adını hakkediyor. Çünkü mezeleri, balıkları, servisi ve ücretleri ile gerçekten size özel bir hizmet alabiliyorsunuz.

DSC_0111 Balıklar konusunda ise hiç yorum yapmayacağım çünkü gerçekten enfes olmuşlardı. Güzelce yenilen bir yemekten sonra küçük bir gezi ile Kaş’ı tanımak istedik. Kaş bence herkesin isteklerine cevap verebilecek olmasına karşın özellikle dinlenmek, kafa dinlemek ve üretmek isteyen insanlar için muhteşem bir tercih olabilir. Çünkü çarşısında, yollarında, insanlarında bile hikayeler, sözler, mısralar saklıyordu. Ara sokaklarda, cumbalı evlerin altında gezebilmek, begonviller altında huzur duymak aslında bir çok zaman hasretini çektiğimiz bir şey!

Kaşa genel olarak baktığımızda, bir çok tatil noktasına göre daha bakir ama düzenli olarak kurulmuş bir kasaba görüyoruz. Merkezde bir çok minik sokak ve gezilebilecek yer olmasına karşın yaklaşık 1 gün içinde detaylı olarak Kaş sokaklarını fethetmek mümkün görünüyor. Akşamları ara sokaklarda kurulan mekanlar, dalış gruplarının en rağbet ettikleri yerler oluyor. Açıkcası onların birlikte eğlencelerini görmek, güzel sohbetlerini izlemek bile hoş geliyor insana diyebilirim.Sonra tüm tatil mekanlarının bilindik görüntüsü akşam pazarları! El yapımı ürünler, deri mask’lar,oyuncaklar vs. hediyelikler hoş görünüyor. Ha ama orada söylemem gereken 2 şey var;

1- Akşam pazarının tam köşe noktasında minik bir masanın üzerinde waffle yapan arkadaş
2- Bi lokma isimli mekandan yenilecek Lokma

DSC_0346 Akşam pazarının tam köşe noktasında minik bir masa üzerinde waffle yapan 1-2 genç göreceksiniz. İddia ediyoruz ki hayatınızın en iyi waffle’ını yiyebilirsiniz. Minik bir makine ile waffle satan gençler tüm sosları ve karışımlarını kendileri hazırlıyor ve gerçekten parmaklarınızı yemeniz mümkün olabiliyor. Eğer “Yok ben waffle değil ama Lokma olursa yerim” diyorsanız o zaman merkezden Küçük Çakıl Plajına doğru çıkarken yol üzerindeki Bi Lokma isimli mekanda lokma yapan Hülya hanıma uğramalısınız. Bi Lokma aslında adı gibi sadece lokma satan bir mekan değil. Bu şirin mekanda Mantı’dan Hünkar Beğendi’ye, Ballı Tarçınlı lokmadan daha bir çok yiyeceğe kadar lezzetler bulabiliyorsunuz. Biz girip test edecek vakit bulamadık ama mekanın önündeki satış bölümünde güleryüzü ile Hülya hanım bizi karşılayıp bize özel olarak hazırladığı Lokmalarını yedik. Gerçekten sıcak ve lezzetli olan bu lokmaları gidecek herkese tavsiye ediyorum.

Güzel geçen bir gece sonrasında sabah uyandığımızda artık Kaş’ın deniziyle buluşulmalıydı. Kaş deniz anlamında kayalık plajlara sahip bir kasabadır. Ancak bazı plajlarında kum olduğunu biliyorum. Kayalık sahile sahip olmasından dolayı daha soğuk bir suyu olan Kaşta en güzeli ise her suyun içine baktığınızda aşağıyı net biçimde görebilmeniz. Böyle bir rengi, böyle bir sualtını çok az yerde görebileceğinizi garanti edebilirim. Kaş’ta yüzmek için 4 ayrı plaj bulunuyor. Küçük Çakıl Plajı ve büyük Çakıl plajı merkezdeki plajlar olarak sayılabilir. Küçük ama güzel bir plaj olan küçük çakıl plajından denize girdiğimizden sadece orayı anlatabileceğim. Bu plaja iki ayrı giriş yapılıyor. İki ayrı isimde plaj işletmesinin hizmet vermesinden dolayı böyle bir giriş yapılmış ancak bizim favorimiz Derya Beach oldu çünkü çok güzel pizza yaptıklarını duymuştuk. Duyduğumuz kadar da varmış. Bu plajların dışında Bayındır Limanı ve Kaş-Kalkan aralığındaki Kapıtaş plajı’da tercih edilebilir. Biz denizle buluşmak için Küçük Çakıl plajını tercih etmemize rağmen devamlı çevremizde tanıştığımız kişiler tarafından Limanağzı’na gitmemiz tavsiye ediliyordu.

Denizle kavuşmamızın arkasından akşam için yemek planları yapmak gerektiğini düşüneceksiniz ancak biz onu bir gün önceden halletmiştik. Yazının başına bakarsanız rezervasyonsuz müşteri kabul etmeyen 2 mekan demiştim. Bu mekanlardan ikincisi Bahçe restaurant’tı. Ancak ilk olarak onları aramama rağmen maalesef yer yoktu. Bende sıralamada bir değişiklik yaparak önce Dolphin’e gidelim sonraki gün Bahçe’ye gideriz diyerek 2. gecemize rezervasyon yaptırmıştım. Ancak şunu unutmamanızı rica ederim. Bahçe restaurant ana mekanı ve Balık bölümü ile iki ayrı mekan olarak hizmet vermekteymiş. Bu sebeple eğer lezzetli balıklar yemek için Balık bölümüne, yöresel yemekler için ise Bahçe’nin kendi mekanına gitmeniz gerekiyor.

DSC_0008 Bahçe restaurant genel konsepti itibariyle aslında çok kendi halinde görünen bir mekan. Ortasında minik süs havuzları, gruplar için köşeler, minik aileler için masalar şeklinde kurulmuş düzende bir mekan olarak tasarlanmıştı. Mekanın sahibesi Oya hanım her ne kadar sağlığı sebebiyle mekanda göremesekte lezzetli yemeklerini bırakmıştı.

Hemen mekanın girişindeki bölümde giriş ve ara sıcaklarınızı seçip masanıza geçiyorsunuz ve güzel servis başlıyor. Yöresel lezzetler mi istersiniz, sadece minik aperatif bir giriş sonrasında lezzetli ara sıcak mı beklersiniz bilemiyorum ama gerçekten damakta iz bırakan lezzetlerin sizi beklediğini söyleyebilirim. Biz özellikle daha önce arkadaşlarımızın tavsiye ettiği, balık köftesi, avcı böreği ve mantar dolması aldık. Yanındaki soğuk mezelerden pek bir isteğimiz olmadı. Ancak açık ve net söylemeliyiz ki öğle yediklerimizden dolayı akşam bu yiyeceklerin dışında başka bir yemek sipariş etme isteğimiz olmadı. Biz biraz daha keyfiyetinde olmaktan dolayı küçük küçük tadımlık lezzetler ile o gecemizi doldurduk. Kaş’ta gece hayatı bana bek hareketli gibi gelmedi. Daha doğrusu bu birazda sizin isteğinize göre değişiyor. Biz çok çıstak bir ortam istemediğimizden daha sakin bir yaklaşımla gelmiştik. Bundan dolayı çevreyi dolaşırken irili ufaklı mekanlar görmemize rağmen sadece 2 tane mekanda gece zaman geçirdik. Bunlardan biri Kaş’ta hep sözü edilen mekanı Mavi Bar oldu. Açıkcası pek beğenmediğimiz mekanın tek farkı meydana en yakın yer olması ve rock ağırlıklı çalmasıydı. İkinci mekan ise bana göre Mavi Bar’a göre daha oturulabilir geldi. O mekanda az önce anlattığım Bi Lokma isimli mekanın karşısında azıcık yukarıda olan Dejavu isimli mekan oldu.Çünkü denizin ayaklarınızın altında olduğu bir mekanda buz gibi biranızı içerken yabancı karışık müzikler dinleyip sohbet edebiliyorsunuz. Hatta Mavi bar içerisinde içki dışında servis yapılmazken Dejavu bu tarz seçeneklerinizin de olduğu bir mekandı.

Bir sonraki gün bizim için erken başladı. Çünkü bu sabah için bir tur programına katılmaya karar vermiştik ve Tekne turu ile Kekova’dan hareketle bir çok koyu dolaşacaktık. Sabah 8:30 civarında bizi otelden alan Mavi Kaş Turizm’in rehber ve ulaşımı diğer misafirlerin katılımı ile yola çıkarak bizi Kekova’ya götürdü ve teknemize bindirdi.

Rehberimiz tarafından karşılandıktan sonra çastırı çastırı müzikli ve kalabalık olmayan bir grupla yolculuğumuza başladık. Genelde bu tarz turlarda kalabalıktan insanlar birbirleriyle iç içe yatar ve sonrasında da hem müzikten hem de insanların kalabalığından hiçbir şey anlamadığınız için yorgun bir şekilde geri dönersiniz. Ama bu tur şirketi bunu bir kural olarak belirlediğinden siz rahatça uzanıp denizin, güneşin ve huzurun keyfini çıkarabiliyorsunuz. Tekne turları sizi bir çok noktaya götürebiliyor ancak bizim turumuzdaki noktalar;

(Hatırladıklarım)
– Tersane Koyu
– Batıkkent
-Anforalar
-Kaleköy

şeklindeydi. DSC_0523 Ancak adını şu anda hatırlayamadığım ancak çok güzel başka koyları da gezdik. Gerçekten çok mutlu bir şekilde geçirdiğimiz bir gezi olmuştu. Rehberimiz Lykia tarihinden günümüze hem tarihi hem de güncel değişiklikleri gayet başarılı şekilde aktardı. Ayrıca teknemizin içindeki özel camlı bölmelerden tarihi eserleri görmek, denize girdiğiniz koylarda su altında gördüğünüz batıklar inanılmaz bir keyif veriyor. Eğer bu tekne turuna katılacak olursanız özellikle Kaleköy içerisinde Ev yapımı dondurma yemeyi, Koç Ailesine ait evi görmeyi unutmayın. Ayrıca size anlatmış olduğum Kaleköy’ün en önemli özelliğini belirtmek istedim. Bu köy bir ada üzerinde kurulu olmasından ve ada üzerindeki kişilerin evleri sebebiyle Türkiye’nin en pahalı toprağı ünvanını almış. Yani Türkiye üzerinde metrekaresi bu kadar pahalı olan bir yer daha yok.

Saat 17:30 civarlarında biten tur sonrasında odaya döndüğümüzde gerçekten güzel bir güngeçirdiğimiz ve eğlendiğimiz için çok keyifliydik. Akşam bir değişiklik yaparak yemek yerine salata / makarna gibi birşeyler yemek istedik. E tabii canım her akşamda gurme mekana gidilmez ki

Bizde çıktık ve çarşıda turlamaya başladık. Maksat damak tadımıza uygun bir mekan bulabilmekti. Tam bu düşüncelerle mekanların mönülerini incelerken aradığımız mekanın Spaghettici olduğuna karar verdik. Açık havada İtalyanvari bir sistemde tasarlanmış mekan anında sıcaklığıyla sizi içine çekiyor. Çalışanlarının güleryüzlü olması ve doğru tasarlanması bizim için yeterli oldu. Biz Spaghetti di Venezia ile mozerella salatası istedik ve yanında da güzel bir şişe Kayra Leona Cabarnet Sauvignon ile muhabbete başladık. Açıkcası bu kadar keyifli bir gece geçireceğimizi beklemezken yemeklerimiz ve şaraplarımız biterken bu kadar keyifli bir akşam olacağını düşünmemiştik. Hem çalışanların ilgisi, hem yemeklerin lezzeti hem de şarabımızın lezzeti tam istediğimiz gibi olunca tadından yenmez bir gece geçti.

Hatta bu gece sonunda bir sonraki gün kano turuna katılmaya karar verdik. Ancak bu tur beklediğiniz turlardan farklı olarak 4-5 km değil, 16 km uzunluğundaydı. Normalde teknelerin gitmediği noktaları görebilmenin heyecanı ile anında kabul ettik. Ancak tek sorun daha önce kano kullanmamıştık. Sabah yine 8 civarlarında yine Mavi Kaş turizm tarafından alındık ve Kekova’ya gittik. Oradan kanolarımıza binerek APERLEI turumuza başladık. Daha önce tekne ile gezdiğimiz noktaların dışında başka noktalara gideceğimizden heyecanlı ama 16 km’lik yolu kürekle gideceğimiz için tırsmış durumdaydık. Ki düşündüğümüz gibi de oldu. Yolda 2 kez kalarak sonrasında takip motoru tarafından çekilerek mola noktalarımıza ulaşabildik. Sonucunda yanık bir ten, bitmiş kollar ve bir sürü doğal güzellikle birlikte biz mefta şekilde otele geri döndük. O saatten sonra ikimizinde ne hali ne de isteği kalmıştı.

Ertesi gün uyandığımda ise tek hatırladığım şey kollarımın ağrısıydı. Ve bu yorgun uyandığımız kaş sabahında önceden planladığımız gibi Kaş merkezinden kalkan pancar motorlarla Limanağzı denilen koya gitmeye karar verdik. Kahvaltı sonrasında hazırlandıktan sonra Lİmandan kalkan motora binerek Limanağzına doğru yola koyulduk. Limanağzı 3 ayrı mekana ev sahipliği yapıyor. Bunlardan bize tavsiye edilen ve en beğenileni ise Don Quijote isimli mekandı. Sonuçta tüm tesisler güzel ve kullanışlı ama bu tesisin en güzel tarafı tamamen bodrum tarzında inşa edilmiş olması, hamağından tutun da tropikal çardaklarına kadar herşeyinin düşünülmüş olması ve gece yada gündüz denizin sadece 1 adım ötenizde olması olabilir. Ayrıca diğer mekanlar ile ilgili internette bir arama yaptığımda neden doğru bir yere geldiğimi de anlamıştım. Hizmet kalitesinden suyun sıcaklığına kadar bir çok farkla daha tercih edilesi olmasının sebebi belliymiş.

DSC_0171 1 2 3 5

Tesise yanaşır yanaşmaz zaten bir personel tarafından karşılanıyorsunuz ve eşyalarınızalınarak oturmayı isteyeceğiniz yere kadar yardımcı olunuyor. Mekan ferah ve kullanışlı durumda, ayrıca çalışanlar da çok cana yakın davrandılar. Mekan 3 bölümden oluşuyor. Plaj, Bar ve Restaurant bölümlerinden oluşan tesiste arzu ederseniz plajda içeceğinizi yudumlarken güneşlenebiliyor, barda gayet keyifli parçalar ile zaman geçirebiliyor yada Restaurant’ın başarılı aşçılarından bir çok değişik lezzeti deneyebiliyorsunuz. Tabii ki bu mekana gittiğimde de mekanın yemeklerini ve içeceklerini denedim. Özellikle Don Quijote’un Deniz mahsülleri Spaghetti ve Kalamar Izgarasına bayıldım diyebilirim.

Günlük olarak ellerine gelmesinden dolayı lezzeti süperdi. Açık ve net söyleyebilirim ki! Oraya gittiğimiz günden itibaren sadece 1 gün haricinde tüm zamanımızı orada geçirdik ve hem kafa dinledik, hem müzik dinledik hem de doğa ile başbaşa kaldık. Eğer konaklamayı düşünürseniz mekanın ayrıca 8 odası var. Tabii eğer kalmak istiyorsanız önceden haber vermeniz gerekmekte çünkü kısıtlı sayıda oda olmasından dolayı yer bulunmayabiliyor.

İşte geldim yazımın sonuna!
Hani insan bazen bir kasabaya, köye, bir göl kıyısına gider de öyle acıtır ya kalbini ve

oraya aşık olur. Bende aşık oldum sanırım bu kasabaya…
İnsanları, denizi, gecesi, yıldıları ile KAŞ gerçekten yaşanası noktalardan biridir.
Umarım size yararlı bilgiler verebilmişimdir.

Aşağıda KAŞ’tan fotoğrafların haricinde bu mekanlardan bazılarının iletişim bilgilerini veriyorum.

Sevgiler

Habesos Otel: 0242 83620 22
Bahçe Restaurant: 0242 836 23 70
Dolphin Restaurant: 0242 836 35 38
Mavi Bar: 0242 836 18 34
Sumanu Şarapevi: 0242 836 31 38
Don Quijote: 0532 437 20 22 Zafer Bey
0533 749 76 27
DSC_0512 DSC_0404 DSC_0039 DSC_0459 DSC_0013

Reklamlar

2 Comments Kendi yorumunu ekle

  1. longing dedi ki:

    Merhaba, Bende bu yaz kaşda tatil yaptım yazdıklarınızın hepsine katılıyorum nerdeyse aynı yerlere gitmişiz ve aynı şeyleri yemişiz malesef bir tek katılmadığım mavi kaş turizm ile kekova turudur. MAvi Kaş turizm ile akşam teyitleştik ertesi gün kalabalık olursa bize haber verecekleri başka gün katılacaktık, paramızıda ödedik emin olsunlar diye. Bizi aramadıkları için ertesi gün gittiğimizde Teknede 6 tane küçük çocuk vardı, malum 15 büyüğe bedeldir ve teknede ne yazık ki kaçacak yer yoktu. 2 tane rehber var ikisi birbirinden bağımsız hareket ediyor. Uğradığımız duraklardan tekinde tam hareket edeceğiz mola bitmiş müşterilerden teki jet-ski kiraladı 15 dakika onu bekledik. Başka uğradığımız yerde denizde yüzen bir kişi unutuyorlardı bizim uyarımız ile farkettiler. 2 Rehber arasında kopukluk vardı, kaptan ile rehberler arasında kopukluk vardı. Teknede çalışanlar bağırarak telefon ile konuştular. Rehberler, kaptan, teknede çalışanlar herkes birbirinin hakkında gerek bizlere gerekse kendi aralarında konuşuyorlardı. Bir tekne gezisinde huzur ararken bütün negatiflikler bir gezide toplanmaz diyip bu firmanın profosyonellikten ne kadar uzak olduğunun söyleyebilirim. Tatilden döndükten sonra kendilerine uzun sitem dolu bir mail yazdım tabiki cevap alamadım. Seneye kekova turuna tekrar katılacağım hiç bir yere gidemediğimiz için kaleye falan gidemedik ama bu tur ile kesinlikle değil. Doğrudüzgün araştırıp öyle gideceğim, bu tur saflığıma geldi. Belki benim tecrübemde birilerine görüş verebilir diye paylaşmak istedim.

    Beğen

    1. Beyinci dedi ki:

      Bende bu beldeye ilk kez giden bir kişi olarak yaşadığımı paylaşmıştım. Kaldı ki 2 turda da problem yaşamadım. Yine de yaşadığınızı paylaşmanızdan dolayı teşekkürler. Umarım bir sonraki dönemde böyle problemler yaşamazsınız. Takip ettiğiniz için ayrıca teşekkür ederim. Sevgiler

      Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s