Bir İpte Cambaz Olabilmek – Steve Jobs

Eğer dünyada zengin olmak ip üzerinde yürüyebilen bir cambazlıksa Steve Jobs bunu layıkıyla yapan yegane kişilerden biriydi. Bu sabah vefaat haberini aldıktan sonra acaba onu nasıl anlatabilirim diye düşündüm. Daha önce onunla ilgili okuduğum kitaplar, çevremde üzerine yaptığımız konuşmalar ve geçtiğimiz 10 yıl öncesinden bugüne Apple’a kattıklarını düşünmek açıkçası aslında kaybın ne kadar büyük olduğunu gösterdi.

Bir Bayramlık eğlence – Gökçeada

Koskoca bir bayramı atlattık ancak bir türlü gezdiğim yeni nokta olan Gökçeada’dan bahsetmedim. Bayram öncesinde Men E Men dizisinden de tanıyacağınız Genco ve eşlerimizle bir kaçamak mı yapsak acaba dedik ve araştırmalar sonrasında yoğun bayram rezervasyonlu lokasyonlardan biri olan Gökçeada’ya gitmek üzere hazırlıklara başladık. Yol uzun değil ancak otomobil ile gideceğimiz için herşeyi iyi planlamamız gerekiyordu. Bizde önce eşlerimizi bu konuda uyararak bavul kapasitemizin sınırlı olduğunu kendilerine ilettik.

Babannemi ve Amerikan Salatasını özledim…

Bir telefonla geldi haberin, kolum kanadım sızladı, gözlerimde belirsiz bir yaşarma telaşı, camiler, mezarlıklar ve dahası! Tam bir yıl geçti üzerinden ve ben her kır saçlı kadın gördüğümde seni özlüyorum. Yaptığın yemekler, anlattığın hikayeler, gülüşün, sevişin, sırtımı kaşıyışın ve çok daha fazlası kalbimde babannem.

Kalkan Tatilimiz – Mavi ve Huzur

Geçtiğimiz aylarda yoğun geçen iş trafiği ve Evrenimle olan gurbet yollarından sonra artık bir tatili hakkettiğimizi düşünerek plan yapmaya başlamıştık. Ama bu plan nedense yine o kadar küçük bir zaman aralığında yapıldı ki inanamazsınız…

Beynimin Diyez İşareti ile İmtihanı #

Uzun süredir aklımda olan ama işlerden dolayı bir türlü kafamda toparlayamadığım bir konuyu sizinle paylaşmak istiyorum. Aslında belki sosyal medya platformlarında olanların artık dikkate almadığı bir karakter olsa da benim için enteresan bir anlamı var.

Şimdi sen geliyorsun ya… Herşey sen kokacak

Aylar boyunca bekledim kokunu. Gözlerim, kalbim, ellerim seni özlemişti ama sen yoktun. Olamıyordun. Her davette, her arkadaş toplantısında seni soruyorlardı.Hep aynı cümle dökülüyordu dilimden! “O uzakta, görevde, uzaklarda”.

An-nem’e özel

Böyle başlık mı olur demeyin., anlamı özelse olur.
An-nem yani anlarınızın nemi! Ne demek bu şimdi?
Hayatınızda öyle anlar vardır ki, bu anlar yalnızca bir kez yaşanır. Sizi annenize ilk verdikleri an, ilk yürüdüğünüz an, annenize ilk “anne” dediğiniz an, ilk okumayı söktüğünüz, ilkokuldan mezun olduğunuz, ilk üniversiteyi bitirdiğiniz, ilk aşk acısı çektiğiniz, evlendiğiniz, askere gittiğiniz, zora düştüğünüz, kavga ettiğiniz ve daha bunun gibi bir çok an hayatınızda sadece bir kere yaşanıyor.

Hayatımın üç bilinmeyenli melekleri (Annem, eşim ve İnancım)

Annem, eşim ve inancım!
Hayatımın bu üç bilinmeyenli melekleri bu kötü günlerimin tek şahitleri oldular. Ellerini alnıma koydular, gözümü açtım ve gülümsedim onlara!

Mide ağrısı, tüm gece uykusuzluk, istifra ve gözlerden akan bıkkınlık gözyaşları!
Neden böyle tanımlar yaptığımı anlamak zor değil aslında! Geçtiğimiz 1 aydır çektiklerimin/mizin özü bu tanımlardan geçiyor.

Amerika’ya adını bırakan kız ve öğrettikleri… Amber

Sıcak ve aydınlık bir 16 haziran günüydü(1996). Küçük bir kız Arlington(Teksas)’taki evinin önünde bisiklete biniyordu. Dünyadan haberi olmadan, hayatı sorgulamadan, hayatın zorluklarıyla yüzleşmeden yalnızca bisiklete biniyordu. Kızın yanına bir araba yaklaştı. Arabadan inen kişi kızı zorla arabaya götürmek için çekiştirmeye başladı. Kız kendisini arabaya çekmek isteyen adama karşı koymaya çalışıyordu ama küçük elleri ve korkmuş gözleri ile bunu yapması mümkün değildi. Yapabileceği tek şeyi yaptı ve çığlık atmaya başladı. Çevreden çığlıkları duyan komşular sesin geldiği yere doğru koştu ama maalesef çok geçti.

Cendere dibin kara, benimki senden kara

Geçtiğimiz akşamlardan birinde Murat Tolga Şen’in sorduğu bir soru üzerine aklıma geçen yıl katıldığım Yıldız Teknik Üniversitesi’ndeki blog yazarlığı konuşmam geldi. Katılımcılarla blog yazmanın ya da kendini ifade etmenin ne kadar faydalı ya da faydasız olabileceği üzerine konuşmuştuk. Bu konuşma sırasında örnekleme yaptığım bir başlıkta sinemaydı. Çünkü o tarihlerde yazdığım ve üzerine çok konuştuğum bir “VEDA” filmi ve onun yaşattığı hezeyan vardı. Katılımcılar neden blog yazarlığı’nın bu kadar önemli olduğunu ve neden ilgimi çektiğini sorduklarında onlara şunu söylemiştim.

Bu şarkıyı hatırlıyor musun?

“Hani bir şarkı vardı bilir misin?” diye başlayan cümlelerimiz hep vardır. İçki sohbetlerinde, bir kahveyle tatlanan muhabbetlerde, eski zamanları yad edercesine! Mutlaka sizde söylemişsinizdir.

Davutum Canımın yarası! Bunu mutlaka oku!!!

Bazen öyle bir geçiyor zaman ki bir umut teline bağlı yaşıyor insan!
Dostların, arkadaşların sözleri yavan geliyor.
Ne yaparsan yap, ne söylerlerse söylesinler yanıyor canın.
İşte sen benim o yaralarımdan biri oldun dostum…