Kendimde değilim kusura bakma okuyucu

Her zaman güzel şeyler yazmak zorunda değilim ya, bugünde sana özürlerimi getirdim. Belirli bir süredir ruh halim, moralim, iç dünyam vs. şeylerim karışmış durumda.

Reklamlar

Kadınım! Kalbine bahar gelmiş…

Kadınım!

Bugün kalbinde çiçeklerin açtığını gördüm. Pembe ve minik tomurcuklarıyla gülüyorlardı gözlerinde…
İçine bahar gelmiş oralarda karıcım, gözlerinde yunuslar yüzüyor, ellerinde iyot kokusu dolaşıyordu.

Ben VEDA’yı gördüm. Haline üzüldüm…

Satırlar, bir babanın oğluna yazabileceği en hazin satırlardı. Evlat, verdiği sözü tutabilmenin derin zorluk ve kederiyle babasının odasından çıktı. Adam, ölümünden 3 saat önce aslında öleceğine hiç inanmadığı birini arkadaş, dost, kardeş ve yoldaş olduğu birini Atatürk’ü oğluna anlatmayı tercih etmişti…

Soru işareti

Sen hiç uçurumdan düştünmü?
Suya düştünmü hiç?
Sevgilerin sessiz, gözyaşların piç kaldı mı?

Sarmalayıp sustuklarını, içine içine bağırdın mı?
Karnın ağrıdımı hiç?

Bugünden Öğrendiklerim

Renklerin ve Zevklerin tartışılamayacağını, bazen bir cümlenin çok şeyi değiştirebileceğini, Star Wars’u özlediğimi, ne söylerlerse söylesinler blog yazarlarının aslında birbirlerini sevdiğini, Vinkara’nın aslında çok keyifli bir şarap olduğunu yeniden hatırladığımı öğrendim…

Efkarlanmanın -e hali!

Sen hiç içki içtinmi arkadaş? Sen hiç sarhoş oldunmu?
Gerçek arkadaşlarınla, gerçek bir sofrada içki içmenin tadını yaşamadıysan, o hayat gerçek bir hayat olamaz…

Ben yaşadım hayatı, hem de en güzel yerinde! Büyükada’da…

Hatırlar mısın? Eskiden bizim güzel günlerimiz vardı…

Hatırlar mısın? Eskiden bizim güzel günlerimiz vardı.
Haftasonları erkenden kalkıp televizyonda çizgi film izlerdik. Disney çocuk filmlerimiz vardı. Sonra öğleden sonraları arka bahçede, komşu bahçesinde yaptığımız maçlar vardı. Komşu bahçeler tek kaçılacak ve en macera dolu yerlerdi o zamanlar…