LEGO’lardan Gri’nin Elli Tonu’na Yaratıcı Gönderme

Geçtiğimiz günlerde vizyona giren Gri’nin elli tonu filmi hakkında web üzerinde yayınlanan bir video ise bu konudaki inancımı bir kat daha arttırdı.

Reklamlar

67 saniyen kalsa ne yapardın?

Son dönemde en çok eğlendiğim projelerden birini daha sizlerle paylaşmak istedim.
Aslında benim anlatmamdan çok kampanyanın metni daha ilgi çekici…

Sonunda başlıyoruz

Uzun süredir üzerinde çalıştığımız ve Pozitif TV tarafından desteklenen çalışmamız Perşembe günü startını veriyor. Şimdi size içeriği hakkında biraz bilgi vermek, neler izleyeceğinizi, kaç kişilik bir proje olduğunu, konusunu vb. benzeri içeriklerini

Ben VEDA’yı gördüm. Haline üzüldüm…

Satırlar, bir babanın oğluna yazabileceği en hazin satırlardı. Evlat, verdiği sözü tutabilmenin derin zorluk ve kederiyle babasının odasından çıktı. Adam, ölümünden 3 saat önce aslında öleceğine hiç inanmadığı birini arkadaş, dost, kardeş ve yoldaş olduğu birini Atatürk’ü oğluna anlatmayı tercih etmişti…

Eyyvah Eyvah filmi üzerine bir kaç kelam…

Bir klarneti yaren bellemiş, kendi dünyasında mutlu, içten, sıcak ve babasına olan özlemini kalbine koyup istanbula gelen bir adamın hikayesi “Eyyvah Eyvah”‘ın anlattıkları..

Fragmanında Ata Demirer’i ilk izlediğimde “İşte bu! Sonunda Ata kendi benimsediği, önceki şovlarında başarıyla kullandığı bir şiveyi ile film yapmış” dedim. Çünkü bu Trakya yöresi şivesi, ata ile güzel uyuşan ve mimikleri ile iyi desteklendiğinde seyirciden güzel tepki almaktaydı. Diğer yandan Demet Akbağ gibi usta bir oyuncunun üstüne yıllardır oturmuş, gören herkesin “yahu bu aynı züleyha” dediği bir tipi oynaması da Ata gibi doğru bir tercihin ürünüydü…

Şimdi gelelim Gala gecesine!!!
O akşam koştura koştura heyecan içinde gala için İstinye Park’taki sinema bölümüne koştum. Bir çok arkadaş, basın, oyuncular vs. ile geçen kokteyl sonrasında filmin ilk gösterimi için salona geçtik…

Film bana göre yoğun klişelerden uzak, sıcak ve samimi, inişleri ve çıkışları ile dengeli, kahkaha krizine sokabilen ama bir taraftan da kendimizi sorgulamamızı sağlayan bir anlatımdaydı. Ve bu anlatımından olsa gerek, filmin başındaki kahkahaların yanına sonraki dakikalarda hafif ama kişiye göre derinden sarsabilecek bir hüzün giriyor.

Ama yine de Ata Demirer’in önceki çalışmalarına ve piyasadaki Türk filmlerine baktığımızda, ki en son çekilen “Osmanlı Cumhuriyeti” filmi bir faciaydı, yeni dönemde gördüğümüz filmler içerisinde düzeyli anlatım ve esprili yaklaşımı ile bu filmin gişe yapabileceğini söyleyebilirim.

Tabii başrol oyuncuları yanında, Salih Kalyon’un o muhteşem dede tiplemesi, Tanju Tuncel’in dertleri ve heyecanı ile anane karakteri,
Menajer rolündeki Bülent Şakrak ve belalı sevgili Ali Savaşçı’nın muhteşem performanslarını ve adını sayamadığım dah bir çok oyuncunun başarılarını da unutmamak gerekir.

Filmin genel hatlarını beğenirken olumsuzluklarını da söylemeden geçemeyeceğim;

Filmin başındaki ve hatta fragmanında da göreceğimiz gemi ile kayığın karşılaşma sahnesi açıkcası Amerikan sinemasının absürd filmlerine bir destek niteliğinde olmuştu.

Bazı sahnelerde oyuncuların birbirleri olan diyaloglarında küçük kopukluklar göze batıyordu.

Bazı sahnelerde (Özellikle Ata Demirer ve Demet Akbağ) arasındaki atışmaların süresindeki uzama dikkati dağıtabiliyordu.

Hepsinden önemlisi (ki bu yorumda galayı izleyen en az 5 arkadaşım onayladı ama burada detaylı yazarsam filmin sonunu söylemiş olurum) hikayenin gidişatının ve o arayışın beklenmedik bir şekilde ve bu kadar kolayca bir sona bağlanması çok şaşırtıcıydı.

Öyle biz zamanda yaşıyoruz ki, Recep İvedik gibi karakterler gişe rekorları kırarken böyle komik ve düzeyli yapımların geride kalması anlaşılır gibi olmuyor…
Umarım seyirci bu filmin değerini hakkıyla verir ve arzu edilen sonuca ulaşılır.

İşin Sosyal medya ve tanıtım kısmına gelince, Sosyal Medya çalışmaları konusunda Eyyvah Eyvah-BKM Film’in tercih ettikleri ajans ve stratejinin doğru olduğu düşüncesindeyim. Vizyon öncesi çalışmaların süre olarak çok doğru bir zamanlama ile başlaması, iletişimin şeffaf ama bir o kadar da düzeyli olması, kriz yönetimini iyi şekilde başarmaları şahsen beni çok mutlu etti.
Bu sebeple işin sosyal kısmında eksik bir bölüm olmadığı kanısındayım.

Neyse sonuç olarak filmin benim gözümdeki puanı 9/10 oldu…
Umarım siz de bugün vizyona giren bu başarılı yapımı sinemada izleyerek hem bu ekibe güzel bir ödül vermiş olursunuz hem de Türk sinemasının gelimesine yardımcı olmuş olursunuz…
Ellerinize, Emeğinize, yüreğinize sağlık…

Bugünden Öğrendiklerim

Bugün Öğrendim,
Bazı devlet hastanelerinde film çektirmenin zulüm olduğunu, ne olursa olsun asistanına bile işlerini emanet etmemem gerektiğini, reflü’nün kötü bir hastalık olduğunu, ilaçları asla ama asla nasıl olsa geçti deyip evde bırakılmaması gerektiğini, FOX-BYTES’ın açıldığını, Ezel dizisininde yakında sıkmaya başlayacağını, Lost’un her bölümde biraz daha benim kafamı bulandıracağını (bir kez daha), tavuk suyuna şehriyeli pilavdan asla vazgeçemeyeceğimi ve Ebru’nun o adamı gerçekten sevdiğini, onun için herşeyi yapabileceğini ve o adamın da “Gitme” derse kalabileceğini bugün bir kez daha öğrendim.

Dün sana söylediğim dileğim vardı ya, hala gerçekleşmedi. Ben hala bekliyorum, hatta dileklerim iki oldu.
İyi şeyler dile benim için, bir olsun bak o zaman nasıl sevineceğiz.
Görüşürüz…