Cendere dibin kara, benimki senden kara

Geçtiğimiz akşamlardan birinde Murat Tolga Şen’in sorduğu bir soru üzerine aklıma geçen yıl katıldığım Yıldız Teknik Üniversitesi’ndeki blog yazarlığı konuşmam geldi. Katılımcılarla blog yazmanın ya da kendini ifade etmenin ne kadar faydalı ya da faydasız olabileceği üzerine konuşmuştuk. Bu konuşma sırasında örnekleme yaptığım bir başlıkta sinemaydı. Çünkü o tarihlerde yazdığım ve üzerine çok konuştuğum bir “VEDA” filmi ve onun yaşattığı hezeyan vardı. Katılımcılar neden blog yazarlığı’nın bu kadar önemli olduğunu ve neden ilgimi çektiğini sorduklarında onlara şunu söylemiştim.

Ben VEDA’yı gördüm. Haline üzüldüm…

Satırlar, bir babanın oğluna yazabileceği en hazin satırlardı. Evlat, verdiği sözü tutabilmenin derin zorluk ve kederiyle babasının odasından çıktı. Adam, ölümünden 3 saat önce aslında öleceğine hiç inanmadığı birini arkadaş, dost, kardeş ve yoldaş olduğu birini Atatürk’ü oğluna anlatmayı tercih etmişti…